Gözde Pterygium (Kuşkanadı Hastalığı Veya Gözde Et Yürümesi) Nedir?

Halk arasında gözde et büyümesi, gözde et yürümesi ve kuşkanadı hastalığı olarak bilinen pterygium nedir, sebepleri nelerdir ve tedavisi nasıl yapılır? Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Hülya Bolu açıkladı.

Çeşitli şekillerde ifade edilen Pterygium Hastalığı, halk arasında gözde et büyümesi, gözde et yürümesi, kuşkanadı hastalığı olarak bilinir.

Pterygium adı verilen hastalık, gözün iç kısmında gelişen, gözümüzdeki kalın beyaz tabakanın en üstünü saran konjonktiva denilen zarın kalınlaşması, zamanla kabarması ve göz bebeğinin en üst saydam tabakası olan kornea üzerine doğru yürümesidir.

Pterygium Hastalığının Sebepleri Nelerdir?

Bu hastalığın en yaygın sebebi, güneşin zararlı olan UV ışınlarına fazlaca maruz kalmaktır. Bunun yanında sıcak ortamlarda, tozlu ortamlarda çalışanlarda da sıklıkla görülmektedir.

Pterygium hastalığı, özellikle güneşli, sıcak iklimlerde yaşayanlarda, açık havada ve güneş altında çalışanlarda ( örneğin çiftçilik yapan, denizcilikle uğraşan ve inşaatlarda çalışan kişilerde) fazlaca görülür. Ülkemiz güneşli ve sıcak bir iklime sahip olduğundan, bizde de bu hastalığa oldukça sık rastlamaktayız.

Bir diğer sebep, genetik yatkınlıktır. Aile bireylerinde bu hastalık varsa, diğer aile üyelerinde de görülme şansı artar.

Pterygium Hastalığının Seyri Nasıldır?

Pterygium ilk oluşmaya başladığı erken evrede, pek dikkat çekmeyebilir. Ancak zamanla büyüyüp kalınlaştıkça, kişide yanma, batma ve sık sık kızarıklık şikayetlerine sebep olur. Özellikle uykusuz kalındığında, sıcak banyo ve duştan sonra kızarıklık yaygın şikayettir.

Önceleri sadece gözün iç kısmında olan et, zamanla gözün saydam tabakası olan kornea üzerine de ilerlemeye başlar. Bu aşamada gözün saydam tabakasında çekinti ve gerilme yaparak, astigmatizmaya neden olur ve görmeyi de bozmaya başlar. Tedavi edilmeyen ileri dönem pterygiumlar, daha da büyüyerek gözün merkezine ilerlemekle kalmaz, tüm göz yüzeyini sarabilir.

İlerlemiş ptreygiumlarda, tedavi edilse bile hem altında kalan iz nedeniyle, hem de yarattığı astigmatik etki nedeniyle görme bozulması kalıcı olabilir. Bu nedenle pterygium tedavisinde geç kalmamak çok önemlidir.

Pterygium Hastalığından Nasıl Korunabiliriz?

Öncelikle gözümüzü, güneşin zararlı olan UV ışınlarından korumalıyız. Bunun için de, dış ortamlarda UV blokajlı güneş gözlüğü kullanmak çok önemli bir korunma aracıdır. Ayrıca çok sıcak ve tozlu ortamlarda çalışanların, yanları kapalı koruyucu iş gözlüğü kullanmaları gerekir.

Pterygium Hastalığının Tedavisi Nasıldır?

Bu hastalığın tek gerçek tedavisi cerrahidir. İlk başlarda, petrygium henüz küçük iken, hastaları nispeten rahatlatmak amacıyla suni gözyaşı damlaları ve kızarıklık giderici bazı damlalar kullanılır. Ancak bu ilaçlar hastalığı gidermez, sadece kızarıklığı ve yanma, batma şikayetlerini azaltır.Asıl tedavi, cerrahi olarak  gözde büyüyen etin alınması şeklindedir.

Pterygium Hastalığının Cerrahi Tedavisi Nasıl Yapılır?

Pterygium cerrahisi çeşitli şekillerde yapılmaktadır. Ancak bu cerrahi yöntemlerden sonra en önemli sorun, hastalığın tekrarlaması, yani nüks etmesidir. Sadece pterygium dokusunu çıkarmak yetmez. Bu şekilde yapılan cerrahilerden sonra, çok yüksek oranlarda hastalık nüks eder. Daha da kötüsü, tekrarlayan pterygiumlar daha büyük ve daha derine işleyerek gelir ve bundan sonra yapılacak cerrahiler zorlaşır, başarı şansı giderek azalır.

Bu nedenle, pterygium cerrahisinde, tün dünyada da nüks oranını azaltan ve başarı oranı en yüksek olan ‘’KonjonktivalOtogreft’’ yöntemi tercih edilmelidir. Bu ameliyat özellikli bir cerrahidir ve ameliyatı yapacak cerrahın tecrübesi önemlidir.

KonjonktivalOtogreft Yöntemi’nde, öncelikle büyümüş olan pterygium dokusu hem saydam tabaka üzerinden, hem de gözün iç kısmından kesilerek çıkartılır. Saydam tabaka üzerindeki kalıntılar temizlenir. Daha sonra iç kısımda etin alındığı boş kalan alana, yine aynı gözün kapak altındaki alandan alınan ince bir konjonktiva dokusu nakledilir. Bu yeni doku, bu bölgeye iki şekilde oturtulur. Ya eskiden yapıldığı şekilde dikişlerle tutturulur, ya da son yıllarda tercih edildiği şekilde ‘’doku yapıştırıcıları’’ ile bu bölgeye yapıştırılır.

En konforlu ve hastaları rahatsız etmeyen, hatta ameliyatın ertesi günü gözler açık bir şekilde günlük hayatlarına devam edebilecekleri yöntem budur. Dikişlerle yapılan cerrahi yöntemlerde, hastaların en az 1 hafta-10 gün ciddi batma, sulanma, ışıktan rahatsız olma gibi şikayetleri olur ve bu süre boyunca iş ve günlük yaşantılarından geri kalabilirler. KonjonktivalOtogreft yönteminde, nüks (tekrarlama) oranı da yok denecek kadar azdır.

Göz Doktoru Hülya Bolu

Opr. Dr. Hülya Bolu

Opr. Dr. Hülya Bolu, göz hastalıkları alanında uzmandır. Son yıllarda, katarakt cerrahisinde kullanımı giderek yaygınlaşan ”Femtosaniye Lazer” cihazının Türkiye’de ilk kullanıcılarından ve lazerli katarakt cerrahisini yapan ilk hekimlerdendir.